Yemek Fotoğrafı

0
1286

Görünür değilseniz yoksunuz! Birçok mekan görünür olmak isteyenlerle dolup taşıyor, moda oluyor. Bu işin pahalı yanı. Görünmenin en kolay ve ucuz yolu da sosyal medyada olmak. Artık kimsenin gizlisi saklısı yok. Her şey aleni. Seni kimse görmese de, kalabalıklarla birliktesin. Çek, koy, paylaş! Sonra aldığın “like” ları sayarak mutlu ol. Yaşam, “kaç like aldın?” la ölçümlenmeye başladı çünkü. Çok “like” mutluluk, az “like” ise hüsran demek.

Yemek, paylaşım listesinin en başında yer alıyor. Ne yediğini herkes görecek ki, yemeğin tadı çıksın. Zaten paylaşılmayan yemeğin ne tadı olabilir ki. Yalnız yesen de paylaş! Bu yüzden yemek masaları bir fotoğraf stüdyosunun tezgahına döndü. Bu işin profesyonelleri bana kızacak ama artık stilistlere, pahalı makinelere, ışıkçılara, asistanlara pek gerek yok. Bu işi tek bir kişi de yapabiliyor.

Lokantalarda görüntü başkalaşımı gerçekleşti. Evvelden yemek ısmarlanır, yenir ve kalkılırdı. Şimdi öyle değil. Önce uygun ışığı yakalayabilmek için tabaklar çevrilip duruyor. İçindeki malzemeler yeniden düzenleniyor, çevre düzenlemesi yapılıyor. Sonunda poz poz fotoğraf çekiliyor, sonra o fotoğrafların rengiyle oynanıyor, yemek hakkında notlar yazılıyor, yorum yapılıyor. Sonunda sıra yemeği yemeye geliyor. Tabii bunca süre sonra yediğiniz yemek, tüm lezzeti kaçmış, soğumuş, pörsümüş bir yemek oluyor.

Bu yeni davranış biçiminden en çok şikayet edenler restoran işletmecileri oluyor. Onlar, masadakilerin bir an önce yiyip kalkmasını ve aynı masayı bir başka müşteriye satmayı istiyorlar. Yani bir masa kaç kere dolup boşalırsa, hasılat o kadar iyi oluyor. Ama “sosyal paylaşım” salgını bu hesapları alt üst ediyor. Fotoğraf çekme, onu paylaşma yüzünden yemek bir türlü sona ermiyor, uzadıkça uzuyor.

Amacım bu salgını önlemek değil. Zaten böyle bir kudretim de yok. Sadece bu salgına tutulanların daha iyi fotoğraf çekmeleri için yardımcı olmak istiyorum. Bunun için, akıllı telefonla çektiği fotoğraflar uluslararası dergilerde yayınlana, Prof. Dr. Mehmet Ömür dostumdan da yardım aldım.

IŞIK
Fotoğrafı fotoğraf yapan ışıktır. Onun için lokantaya girdiğinizde hemen oturmayın. Etrafı kolaçan edin. Ya pencere kenarında ya da ışığın masayı aydınlattığı bir yerde oturmak istediğinizi söyleyin. Deklanşöre basmadan önce ışığı çok iyi ayarlayın. Tabağın yerini değiştirerek en iyi ve dramatik aydınlatmayı sağlayın. Işığın yetersiz olması sizi telaşlandırmasın. Akıllı telefonlar, loş ışıkta bile çekim yapacak yeteneğe sahipler.

Asla flaş kullanmayın. Flaş ışığı tüm detayları, derinlikleri yok eder. İstenmeyen parlaklıklara neden olur. Renkleri sertleştirir.

AÇI
Fotoğrafta açı çok önemlidir. Yanlış açıdan çekilen fotoğraflar, insanın iştahını kapatır. Pizza, pide, börek gibi yassı yiyecekleri ve çorbaları masanın tam üstünden (90 derecelik açı ile) çekmelisiniz. Yani bu tür yiyeceklere kuş bakışı bakmalısınız. Eğer pasta, kek ya da bir dilim su böreği gibi kalınlığı olan yiyecekler çekecekseniz, en doğru açı, oturarak (45 derecelik açı ile) elde edilir. Yani yiyeceğin kalınlığını ve üstünü görecek şekilde bir açı yakalamalısınız.

HIZ
Yemek masanıza geldiği an çekim yapmak için acele edin. Yoksa yemek bir süre sonra tüm canlılığını kaybeder, kötü görüntü verir. Ayrıca siz, dünyanın parasını ödeyip soğuk yemek yemek zorunda kalırsınız. Hangi açıdan, neyi, nasıl çekeceğinize çabuk karar verin. Fotoğrafı hemen paylaşmayın, yemeğin bitmesini bekleyin.

NETLİK
Tüm fotoğrafın net olması bazen iyi sonuç vermez. Tabaktaki ana yemek net, yanındaki garnitürler renkleriyle, flu bir görüntü verirlerse daha dramatik bir fotoğraf elde edebilirsiniz. Örneğin tabağınızda, yağları biraz akmış, üstünde ızgara izleri olan bir bonfile var. Yanında ise altın renkli kızarmış patatesler duruyor. Siz netliği ete yaparsanız, patatesler arka planda sarı renkleriyle fotoğrafa derinlik katacaktır.

YERLEŞTİRME
Çekeceğiniz yemek, fotoğraf karesinin tam ortasında olmasın. Tabağı karenin sağ tarafına yerleştirin. Akıllı telefonlarda ekranı bölen kutular vardır. Bu konuda o kutular size yardımcı olabilir. Bakış sol taraftan başlar ve sağa doğru kayar. Yani sağ tarafa yerleştirdiğiniz yemeğinizin üstünde durur. Ayrıca deklanşöre basmadan önce tabağı yeniden düzenleyebilirsiniz. Çatalınızın yardımıyla uyumlu renkleri yan yana getirip, vurgulamak istediğiniz lezzeti daha ön plana çıkarabilirsiniz. Veya şefin düzenini tamamen değiştirebilirsiniz. Dağınık veya düzgün, hangisi size iyi görünüyorsa sizin stiliniz odur. Sadece tutarlı olun. Tabaktaki görüntü sizce baştan çıkartıcı olmuşsa işlem tamamdır, deklanşöre basabilirsiniz.

SONUÇ
Lokantaya fotoğraf çekmeye değil de yemek yemeye geldiğinizi unutmayın. Etrafınızdaki müşterileri bu konuda rahatsız etmemeye çalışın. Lezzetin görüntüden daha önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Soğumuş bir yemek hakkında doğru yorumlar yapamayacağınızı da unutmayın.

a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
Paylaş
Mehmet Yaşin
Mehmet Yaşin
20 yılı aşkın bir süredir çeşitli gazetelerde muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü ve yayın yönetmenliği yaptıktan sonra Atlas dergisini çıkardı. Daha sonra Doğan Dergi Grubu'nda Genel Müdür olarak çalıştı. Daha sonra Doğan Kitap'ı kurdu. Uzun yıllar yayın yönetmenliğini yaptı. Bu süre boyunca birçok genç yazarı okuyucuya tanıttı. Yayıncılıktan sonra CNN Türk televizyonunda 'Yol Üstü Lezzet Durakları' programını yapmaya başladı. Aynı anda Hürriyet gazetesinde, İstanbul Life, Atlas, Capital, Meat and Beef dergilerinde lezzet yazılar kaleme aldı. Hem gazete, hem sosyal medya hem de televizyonda geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Dört kitabı var.